Anlayamıyorum, bu dünyaya dair pek çok şeyi anlayabileceğimi de sanmıyorum. Çok fazla boş zamanım var, düşünüp duruyorum. Hayat elimde olmayanlar silsilesi ve benim ilginç tepkilerim. Ben kimim, bu topraklarda bu aileyle doğan ve onların genine sahip olan, onlarla aynı dili konuşup aynı şeyleri yiyen bir insan mı yoksa ondan fazlası var mı içimde, yok mu? Bir yanım kesinlikle orta doğulu ama, çoşkulu ve inanç bakımından teslimiyetli, böyle olmayı daha rahat buluyorum ve bir noktada değiştiremiyorum. 

 

İstediğim hayatı idame ettirebilmek için tek başıma çabalamam gerektiği göğsümü sıkıştırmakta. Ailem, oldukça geçinebilir bir gelire sahip hamdolsun ancak benim hayallerime yetişemeyiz, arkadaşlarımın aksine biz üç kardeşiz. Yine onların aksine bu iki katlı dubleks harici bize kalacak hiç bir şey yok gibi duruyor. Doğruyu söylemek gerekirse annemle babamın gelecek için görece plansız olduğunu düşünmemiştim, büyüdükçe ve etrafı farkettikçe anlıyorsunuz. 

 

Bu ev beni boğuyor. İlk geçtiğimizde oldukça geniş ve temiz olduğunu hissettiğim, iki katlı olduğu için acccayip mutlu olduğum bu ev yıllar geçtikçe sevimsiz ve sıkışık geldi. Ayrıca gün ışığı da almıyor. Kabul ediyorum ben de dünyanın en tertipli kişisi değilim ancak benimsediğim şeyi güzelleştirmek için elimden geleni yaparım. Bu evden çıkıp bir daha asla geri dönmemek istiyorum, ailemi de birlikte götürerek. Yaşadığım yer, çevre, ailem anlamında kendimi ve duygularımı güvence altında hissetmiyorum. Mezun olduğumdan beridir hayat acı yönlerini gösterip duruyor. Kimsenin umurunda değilim, şirin bir yüz takınmam da tertipli görünmem de gelecek vaad etmem de kimsenin umurunda olmaz, yardım isteseydim bile herkes kendi işleriyle ve dertleriyle meşgul olduğundan bir yere ulaşamazdım, biliyorum. Yardım etmek isteyen insanlar ise maalesef bu kapasitede değiller. Yalnız değilim, yaşamak hakkında pek fazla fikri olmayan-özür dilerim muhtemelen fikirleri vardır, sadece benim kadar fazla düşünmüyorlardır herhalde- diğer sevdiklerimle birlikteyim.

Güvenilir bir yetişkini, özür dileyerek buraya yazıyorum kendim de söylemek istemiyorum ve kimse bilsin istemiyorum ama, etrafımda göremiyorum. Ailemi çok seviyorum.

 

Kafam asla susmuyor biliyorsunuz, düşüncelerim iç içe ve asla net bir sonuca varamıyoruz. Öyle de olabilir, böyle de. Dünyanın binbir hali var sonuçta. Yaratıcıya teslimiyette bulunmazsam neye sığınacağım? Nasıl başa çıkacağım başıma gelenlerle eğer ''güzeli buymuş, daha güzel bir kapının açılması için bunun kapanması gerekti'' demezsem ? 

Bazı insanlar buna ihtiyaç duymuyorlar çünkü beni ben yapan orta doğu genleri ve gelegelmiş kültür onlarda yok. Doğdukları andan itibaren ''Yaratıcı ve sonsuz kudret sahibi'' konseptini fazla duymamış ve bu nedenle akıllarında bir şey oluşmamış insanlar bu sebeple ihtiyaç duymayabiliyorlar. Açıkçası kendim için konuşursam ben, bunu yapmazsam kafayı yerim ve bunu istemiyorum. Ben yaşama sevinci ve şükürle dolmuş kendimi en çok seviyorum. ''Bekledim Allahım, ve sen bana nasip ettin istediğimi, ne sevinçliyim ve sen ne kudretlisin!'' demek benim en çok istediğim. 

 

Hapsolmuş hissediyorum şuanki hayatıma. Klasik yolu seçmeyerek bir takım riskler aldım ve bazılarının bedellerini ödüyorum, gidiyoruz bakalım iyi bir yere varalım. Bana ders olsun, kulağıma küpe olsun diye başıma gelen hayal kırıklıkları ruhumdan bir şeyler alıp götürüyorlarmış gibi, gençlik ruhumdan. Ben iyi hissetmiyorum, iyi değilim yine sadece  buraya itiraf edeyim. Hayatın kontrol edemediğimiz kısımları bize çarpınca ne yapacağımızı şuan yaşıyor olan ,eğer bir gün bunu okuyan biri olursa, sen de bilmiyorsun ve asla bilemeyeceğiz. Ben hayatımda ilk defa bu kadar kırılgan hissediyorum. Bu yeni hislerle başa çıkmak zor geliyor hayat bu işte kabul et, yani onu yut, böyle düşünüyorum ama boğazım düğümleniyor, sindiremiyorum. Serin, güneşli sabahları ve hafif kahvaltıları çok seviyorum, akşamları sevdiklerimle kaliteli filmler izlediğimde hayat yine yaşamaya değer geliyor ancak bunları yapmadığım vakitlerde yine arkamdan bu his geliyor ve boğazıma yapışıyor. Onu görmezden geliyorum, herkesin hayatı böyledir diyorum.

 

Çocukken akıştaydık, aklımız tamamen oyunumuzda olurdu ve ebeveynler her şeyi bilirdi. Çoğu şeyi yani. Fazla kafa yormazdık hiç bir şeye. Hiç bir şey hakkında düşünmezdik. Karnımız aç değilse oyun oynayabiliriz ve bu en önemli şeydi. Öyle olmak istiyorum, bu yeni versiyonum beni korkutuyor. Kendim üzerine bu kadar düşünmek istemiyorum. Tamam, anladık, sensin, iyi hissetmiyorsun ne olur artık sus. N'olur, başım ağrıyor.