Gözlemim bir Japon olarak, bu son beş yıl içinde çeşitli Türk yıkım şirketlerindeki birçok Türk’ün Japonya’da girişim kurmaktan vazgeçip Türkiye’ye geri döndüğünü gördüm.

Hayır, ben şu anda 41 yaşındayım ama Tokyo’nun Roppongi’si başta olmak üzere 18 yaşımdan beri Japonya’ya gelen birçok yabancıyla aynı göz hizasında samimi bir şekilde iletişim kurduğum bir geçmişim var.

Bu, Japonlardan ya da yabancılardan “bir tarafı持つ” niyetinde olduğum anlamına gelmez; adil bir bakışla “insanı” görmeye çalıştığım anlamına gelir.

“İnsan” dediğimiz varlık, ailesi için ya da bir şey uğruna çalışan nazik kişiler olduğu gibi, bazen dışarı çıkıp işe koyulduğunda sanki başka birine dönüşmüş gibi yalnızca kendisini düşünüyormuşçasına davranan kişiler de görülebilir.

Bu, “Japon olduğu için” değil, “Türk olduğu için” değil, “yabancı olduğu için” de değil; “sektörden bağımsız” olarak “insanların genelinde” görülen bir “özelliktir”.

Ben Japon olarak “Japonlar naziktir” şeklindeki yanlış algıya, önyargıya sahip olduğumu fark ettim.

Bu önyargı, maalesef yabancıları zorlayan bir sebep olduğuna dair sonuca da ulaştım.

Japon şirketleri Türkleri değerlendirse bile onları Japonlarla aynı seviyede görmez ve bir sorun çıktığında “yabancı olduğu için” diyerek en sonunda Türklerin değerlendirmesini düşürür.

Yani Japonlar yabancıları incitir, sonra o yabancıların sabrı taşınca “nasıl olsa eninde sonunda böyle olurdu” diye konuyu kapatırlar.

Oysa az önce de söylediğim gibi, Japonların Japonlara karşı da bu tür “görünmez zorbalığı” yapma özelliği zaten vardır.

Muhtemelen dünyada da ortaktır.

Bu nedenle, bir kez sakinleşmeni istiyorum. Bir kez etrafı yavaşça görebileceğin zamanı bir şekilde yaratmanı istiyorum. Japonya’nın manzarasına bakmanı istiyorum.

Farkına vardığında aniden “memlekete dönmüş” olmanı istemiyorum.

Arabaya binip hızlandıkça çevrendeki manzaralar daha az görünür hale gelir. Bu, bir yere çarpıp durana kadar devam eder.

Bu beş yılda memleketine geri dönmek zorunda kalan birçok Türk gördüm. Onlar kötü yorumlanmaya devam etseler de, ben öyle düşünmüyorum. Etrafına bakacak hâli kalmayacak kadar çabaladıkları için sonunda dönmek zorunda kalan insanlardı.

Çabalamak, değerlendirmenin ölçütü değildir.

Mutlu olman gerekir.

Japonya’ya gelip mutlu olduğunu hissetmen gerekir.

Sen bir yabancı değilsin.

Sadece “doğduğu yer yabancı olan bir Japon” olarak Japonya’da kalman gerekir.

Japonlar manzara izlemeyi sever.

Benimle birlikte Japonya’nın manzaralarına bakalım.

Bana zaman ver. Seninle Japonya’nın manzaralarına bakıp birlikte konuşabileceğimiz bir zaman ver.